Ozon Nedir?

Ozon üç oksijen atomundan oluşan stabil olmayan bir gazdır. İki atomlu atmosferde bulunan oksijenin (O2) çok yüksek enerji taşıyan bir şeklidir.

Ozon gazının doğada oluşması güneşten gelen mor ötesi ışınların atmosferdeki oksijeni parçalamasıyla ya da yıldırımın oksijeni parçalamasıyla ortaya çıkmaktadır. Ozon gazı havadan daha ağır bir gaz olduğu için yeryüzüne doğru iner, havayı doğal yöntemle temizler. Özellikle yağmurlu ya da fırtınalı günlerde hissettiğimiz koku ozonun yeryüzünde en yoğun halde olmuş şeklidir. Zemin seviyelerine yakın bölümlerde 10 milyon hava partikülü başına bir partikül O3 (=0.1 PPM =200 mg/m3) konsantrasyonlarda duman şeklinde bulunur. 2000 metre yükseklikte, çok daha azalarak 0.03 - 0.04 PPM seviyelere düşer. Böylelikle yeryüzündeki canlıları koruması yönünden büyük önem taşımaktadır.

Teknolojik olarak ozon, dielektrikum vasıtasıyla birbirinden ayrılmış olan iki elektrot arasındaki gaz ortamında elektron boşalmasıyla elde edilir. Elektrotlar arasında, en az 50 Hz. frekanstaki alternatif akım uygulanır.

Ozonun kuvvetli elektrofilik yapısı, ozonu pek çok organik ve organometalik fonksiyon gruplarıyla reaksiyon vermesini sağlar. Ozon reaksiyonlarının çoğu karbon-karbon çift bağının parçalanması esasına dayanır.

Ozonun inorganik kimyası, periodik sistemin diğer üyelerine benzer. Ozonun 2.09 V potansiyel oksidasyon özelliği vardır. Ozon, kalsiyum ve sodyum gibi metal iyonlarla reaksiyon vermez. Bunun yanısıra, flor hariç halide serisinin bütün elementleriyle reaksiyon verir. Flor ile reaksiyon vermemesinin sebebi ise florun oksidasyon potansiyeli ozondan yüksek tek element olmasıdır.

 

Alkali metal iyonları ozon ile reaksiyona girmezler. Çünkü bunların sadece bir oksidasyon durumları vardır. Geçiş elementleri ozon ile en yüksek oksidasyon seviyelerine okside olurlar. Bu durumdaki metallerin suda erime kabiliyetleri, düşük oksidasyon seviyesinde olduklarından daha azdır. Ozonun bu özelliği, sanayide sulardaki demir ve manganı en düşük seviyelere indirmede sıkça kullanılır.

Ozonun çeşitli organik azot bileşikleriyle reaksiyonu genel olarak çok komplekstir. Proteinlerin içerdiği bir çok esansiyel amino asitler, oda derecesinde sulu solüsyonlarında ozon ile okside olurlar.

Ozonun koku eşiği şahıslara göre değişmekle birlikte havada, metreküpte 0.01 ppm miktarı bir çok kimse tarafından hissedilmektedir. Bu oran, 0.04 ppm/Nm3 olduğunda, herkes tarafından hissedilebilir, ancak insanları rahatsız etmez.

Ozon gazı oksidasyonu çok yüksek ve bilinen en kuvvetli dezenfektan olması ve diğer dezenfeksiyon yöntemlerine göre insan vücuduna zararlı hiçbir kalıntı bırakmaması sebebiyle son yıllarda çok yaygın olarak kullanılmaya başlanmıştır.

Mikro organizmalara karşı çok etkili olan ozon, yaşam formları büyüdükçe etkisi sınırlıdır.

İnsanlar ve hayvanlar üzerinde ise, zararlı etkisi FDA sınırları (0.1 PPM oranı aşmaması gerekiyor) içerisinde yoktur.Güvenlik seviyesinin üzerinde solunulduğu taktirde insan ve hayvanlarda, burun, geniz, göz, ciğerler gibi mukoz dokularda tahriş etkisi olabilir. Ozonun bitkiler üzerinde zararlı bir etkisi görülmemiştir.

Ozon gazı diğer dezenfektan yöntemleri içerisinde çok daha kuvvetlidir. Ozon organizmaların hücre duvarlarını parçalayarak bilinen bütün virüs, bakteri, mantar, maya ve küf çeşitleri için yok edici etkiye sahiptir.

 

Paylaş